Güvenç OSGB İş Sağlığı Hizmetleri

İş sağlığı ve güvenliği konusunda kapsamlı hizmet vermek amacıyla kurulan Güvenç OSGB, çalışma bakanlığı’nın yetkilendirmesiyle yasal hizmet vermektedir. Kendisine verilen yetkiyi, sektördeki bilgi ve tecrübesiyle birleştiren Güvenç OSGB, faaliyetlerine başladığı günden beri, iş yerlerine iş sağlığı ve güvenliği üzerine profesyonel hizmet vermektedir. Yasalarda belirtilen tıbbi ve teknik donanımlara sahip yapısıyla, iş yeri uzmanı, iş yeri hekimi, diğer sağlık personelleri ve tıbbi analizlerin yapılması, iş yerlerinin belirtilen aralıklarla denetimlerinin yapılması, ilk yardım eğitimi, yangın tatbikat ve risk analizleri olmak üzere, bir iş yerinde alınması gereken tüm güvenlik önlemleri konusunda kalite standartlarının üzerinde hizmet sağlamaktadır.

 Güvenç OSGBiş sağlığı ve güvenliği konusunda, işletmelerin her açıdan güvenebileceği yasal hizmet vermektedir. İster küçük ölçekli, ister büyük ölçekli olsun tüm işletmelere, işyeri hekimi, sağlık personeli ve iş güvenliği uzmanı sağlamaktadır. Onun haricinde, iş sahalarının, belirli aralıklarla uzman kişiler tarafından denetimi yapılmaktadır. İş sağlığı eğitimi ve ilk yardım eğitiminin verilmesi de temel hizmet ilkeleri arasında bulunmaktadır. Onun haricinde tüm evrak işleri de, Güvenç OSGB tarafından müşteri memnuniyetini üst seviyelerde sağlayacak derecede yerine getirilmektedir.

İphone 6s Hakkında Yapılan Yorumlar

IPhone 6s, iPhone 6 ile aynı tasarımda ancak daha iyi kameralar, daha hızlı bir işlemci ve daha az adımda işleri gerçekleştirmek için akıllı yeni bir yol olan 3D Touch’ı paketliyor. Bunun ötesinde, iOS 9’un ve bazı iyi donanımlı yardımın birleşimi, 6’yı en iyi iPhone’lardan biri haline getiriyor … hatta 6s Plus’ın özelliklerinden bazılarını istesek bile.

Buradan iphone 6s yorumları hakkında bilgi alabilirsiniz.

Bazıları, Apple’ı iPhone’u yenilediği, ancak nasıl göründüğünü değiştirmediği ve “S” yılları olarak adlandırılan “S” yılına biraz hassastır bakıyor ve daha sonra bunu gizlice 12 ay sonra piyasaya çıkacak bir flaş üzerinde çalışırken bunu satıyor. . Bunun adil olduğunu sanmıyorum. “S” yılları, Apple’ın en kullanışlı özelliklerinden bazılarını eklediği yıllardır. Siri? Dokunmatik kimlik? O zamandan beri önem kazanan iPhone platformu için her iki değerli eklemeler.

Ayrıntılı bilgiye www.yorumbudur.com sitemizden erişebilirsiniz.

Bu yıl, iPhone’larla etkileşime geçmek için harika bir yöntem olan 3D Touch’ı edindik. İşin aslı, bir cihazın değeri sadece bir özelliğe bağlı değildir: Tüm bu hareketli parçaların birlikte nasıl çalıştığına bağlıdır. Bu nedenle yeni 6s ve 6s Plus (16GB modeller için sırasıyla 649 $ ve 749 $ ‘dan başlayan) harika telefonlardır. Çok geliştirilmiş donanım ve bazı cilalanmış yazılımların birleşimi, bu yılki yayımı sadece mütevazi yenilemeden çok daha fazla hale getiriyor.

Apple, iPhone 6s’ın “şimdiye kadarki en gelişmiş akıllı telefon” olduğunu söylüyor. 4.7-inç retina iPhone 6s, gümüş, altın, gül altın ve uzay gri renklerinde mevcut olup Apple’ın 3B Touch’tan bahsettiği gibi gelişmiş özelliklere sahiptir.

3D Touch, sadece tipik hareketleri tanımakla kalmaz aynı zamanda hareketleri de zorlar. Ana ekranda sık yapılan eylemler ve ayrıca uygulamalar içinde kısayollar verir.

Yeni 6S iPhone’u aldınız. İster ilk kere Apple’a sıçrama veya bir iPhone 5S’den yükseltme yapsanız da, muhtemelen iPhone 6S ve 6S Plus’dan en iyi biçimde faydalanmanıza takviyeci olacak özellikleri, ipuçlarını ve püf noktalarını bilmekten faydalanabilirsiniz.

Yeni telefonların gelişiyle beraber, yeni ekipman ve yazılım geliştirmelerinden yararlanan bir kaç test uygulaması da getiriyor.

Kafa atmak için gereken tüm adımları, ilk evvel üç kolay kategoriye dağılmış iPhone 6S’ye indirdik: indirilecek uygulamalar, sınamak için iOS 9 özellikleri ve hakimiyetinizde kalmanıza takviyeci olan ayarlar.

Bu hafta App Store’un “aktüellemeler” kısmını hakimiyet ettiyseniz, güneş altındaki geliştiricilerin artık hem iOS 9 hem de yeni iPhone’lar için optimize ettiğini öğreniyorsunuzdur. Bugün itibariyle, 3D Touch, Spotlight arama ve bir dizi değişik Apple özellikleri için takviye ilave edilebilmesi için çok rakamda uygulama burada ilave edebileceğimizden daha fazla rakamda aktüellendi.

Kaynak Site: http://www.yorumbudur.com/yorumlar/1/apple-iphone-6s-yorumlari

PayzWin Kullanmanın Avantajları Nelerdir?

Yeni nesil ödeme sistemlerinden biri olan PayzWin, güvenlik, yenilik ve hızlılık gibi pek çok parametrede öne çıkıyor. Bu harika güvenli ödeme sisteminin avantajlarından kısaca bahsetmek gerekirse;

PayzWin PCI ve Comodo Security güvenlik sertifikalarına sahip.. Bu nedenle de oldukça güvenilir bir ödeme yöntemi.

PayzWin pratiktir, ve payzwinin kullanımı son derece kolaydır.. Komisyon ödemezsiniz, aylık belli bir sabit ücreti aidatı yoktur.

Kişisel verileriniz büyük bir titizlikle korunuz, bilgilerinizin çalınma ihtimali yoktur. PayzWin de tek kullanımlık şifre sistemi mevcuttur.

PayzWin e-cüzden olarak çalışmaktadır. 2 tip E-Cüzdan bulunmaktadır;

Payzwin Para Yatırma: Dilediğiniz ödeme seçeneği ile bakiyenizi yükleyerek binlerce PayzWin üye iş yerine anında ödeme yapabilirsiniz.

Payzwin Para Çekme: PayzWin üye iş yerlerinden kazandığınız parayı PayzWin hesabınıza aktararak nakite çevirebilirsiniz.

PayzWin ile yaptığınız işlemler American Express, Discover Financial Services, JCB International, MasterCard Worldwide ve Visa Inc. International tarafından geliştirilmiş olan PCI DSS ve Comodo Security sertifikaları ile şifrelenerek koruma altına alınmaktadır.

https://www.payzwin.com/

PayzWin Tek kullanımlık şifre uygulaması ile hesaplarınız tamamiyle kontrolünüz altına alınmıştır. Böylelikle giriş bilgileriniz bir başkası tarafından ele geçirilmiş dahi olsa hesabınıza erişemeyecektir.

 

Beyin Zarı İltihabı Nedir? Neden Olur?

Beyin çeperi iltihabı, menenjit olarak da millet arasında öğrenilen bu hastalık beyin çeperinin iltihaplanması neticeyi oluşur. Erken teşhis ve tanı hastalığın tamamen iyileşmesi, rastgele bir uzuvda tesir vazgeçmemesi için ehemmiyetlidir. Yaygın olarak çocuklarda görülebilen bu hastalık erişkinlerde de oluşma ihtimali vardır.

Özellikle kalabalık etraflarda bulunan insanların bu hastalığa tutulma tehlikeyi çok yüksektir. bazı virüs cinsleri daha hafif menenjit cinsleri oluşturabilir. Ayrıca kafa travmaları da bu hastalığa neden olabilir. Bakteriyel menenjit dediğimiz cinsi ise daha ağır izleyen ve tıbbi açıdan ağır olan, rehabilitasyon edilmediği takdirde yüksek ihtimalle vefatla sonuçlanan bir cinsidir.

Detaylı Bilgi

Menenjitin ilk bulguları sanki üst solunum yolu veya bağırsak enfeksiyonu gibi bulgularla başlayabilir. Hastalık ilerledikçe ise hastanın vaziyeti ağırlaşır. Yeni doğan bebeklerde bulguları daha geç anlaşılır. Genelikle yüksek veya düşük beden ısısı, sıkıntılılık, kucağa alındığında daha çok ağlama biçiminde ısrarlı bir ağlama krizi, iştahsızlık, uyku hali ve kafadaki bıngıldak dediğimiz bölgede bombe oluşması gibi bulguları olur.

Menenjit hastalığı çoğunlukla solunum yolları ile ellerle bedene dağılan bakterilerdir. Hastalığın kesin bir tanısını koyabilmek için kesinlikle hekiminize müracaat etmelisiniz. Hastalığın teşhisi ve tanısı ile doktorunuz uygun antibiyotik rehabilitasyonuna başlayarak önleyici olarak hastalığa müdahale edilir. Şayet ki hastalık viral yol ile bulaşmış bir hastalık ise antibiyotikler kullanılmaz. sızı kesici ateş düşürücü akışkan rehabilitasyonu usulleri seçim edilir.

Farklı Tasarmlardaki Giyinme Odalarıyla Hem Kullanım Hem de Görünüm Avantajı

Giyinme odaları, günümüz evlerinde sıklıkla görmeye başladığımız mobilya ürünleridir. Hem
kullanım açısından kolaylık hem de yer tasarrufu sağlamak için tercih edilen giyinme odaları, yatak odasının büyüklüğüne göre farklı şekillerde tasarlanabilmektedir. En büyük avantajı ise, odanın küçük veya büyük olması farketmeksizin, her ihtiyaca yönelik olarak gerekli aksesuar ve çekmecelerle istenilen ortamın tasarlanabilmesidir. Kaynak https://www.raykonsept.com/giyinme-odasi/

Modanın sürekli değişmesine bağlı olarak giyime önem verenlerin gardropları da sürekli
çeşitlenmektedir. Belirli bir kullanım sonrasında ortaya çıkan yer sorunu ise, giyim odası ihtiyacını doğurmaktadır. Giyinme odalarının bu kadar çok tercih edilmesindeki sebeplerden bir tanesi de, sahip olduğu zengin aksesuar yelpazesidir. Pantolon askısından, etek askısına, yüksek dolaplarda asansör askıya, ayakkabı kutusundan kemer ve takı gibi aksesuarların düzenli şekilde yerleştirilebilmesi için onlarca model bulunmaktadır. Raf, çekmece ve aksesuarların çeşidi sizlerin ihtiyacına göre özel olarak gerçekleştirilmektedir. Giyim odalarının tasarım fiyatları, dolabın metrekare büyüklüğüne, kullanılan sürgü kapakların ve aksesuarların çeşidine göre değişmektedir. Evlerin giderek daralması, giyime verilen önemin ise giderek artması, evlerde giyim odası oluşturmayı zorunlu kılmıştır.

Giyim odası oluşturmak için çok büyük alanlara ihtiyaç yoktur. Önemli olan alanın doğru ölçü alınması ve her alanının doğru kişiler tarafından değerlendirilmesidir. Konusunda uzman mimarların önereceği kolaylıklar ve modeller odanızdan maksimum seviyede kazanç sağlamanıza yol açacaktır.

RayKonsept, yılların getirmiş olduğu bilgi ve birikim ile müşterilerinin isteğini çok iyi anlıyor ve
onların hayat standartlarını yükseltmek için elinden gelen gayreti gösteriyor. Kullandığımız malzeme ve akseusarlar sınıfının en iyi markalarından temin edilmekte ve uzun yıllar sağlıklı bir şekilde kullanabilmeniz hedeflenmektedir.Bizim için istediğiniz bulmuş mutlu müşterilerimiz en büyük
kazancımızdır.

Hastalıklardan Korunmak İçin Neler Yemeliyiz?

Bazı besinler hastalıklara karşı gerçekten çok etkili bir koruma sağlar. Özellikle C vitamini bakımından zengin besin kaynakları immun sistemi güçlendirerek hastalıklara karşı güçlü bir savaş vermenize yardımcı olur. Bu yüzden başta limon olmak üzere turunçgillerden portakal, mandalina, greyfurt yüksek oranda c vitamini sağlayan meyvelerdir ve bunlar bağışıklık sistemini önemli ölçüde güçlendirir.

Bunun dışında yeşil biberde 5 kat daha fazla c vitamini bulunmaktadır. C vitamininin 16 faydası güçlü bir antioksidan olduğundan serbest radikallerin bağlanmasını engeller ve hastalıkların oluşmasının önüne geçmeye yardımcı olur.

Süs biberi, yeşil biber ve diğer tüm yeşillik çeşitlerinde C vitamini yanısıra diğer çok faydalı fitokimyasallar bulunmaktadır.

Özellikle arı sütü, bal, polen ve propolis gibi güçlü arı ürünkeri bağışıklık sistemini desteklerken metabolizma hızınızı artırır ve kolayca kilo vermenizi, hastalıklardan korunmanızı sağlar.

Örneğin ısırgan otunun faydaları saymakla bitmez, oldukça faydalı bir besin olan ısırgan otunda bulunan özel bir kimyasal bileşen sayesinde ısırgan yaprakları çok değerlidir, bunun dışında farklı bitilerin de hastalıklardab korumak için faydaları olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle kekik çayı , funda ve sinameki gibi bitkile kan şekerini dengeleyerek hızlı kilo verilmesine yardımcı olmaktadırlar.

Panik Atak Nedir, Panik Atak Neden Olur?

Panik atağın ne olduğunu en kısa şekli ile ifade edecek olursaki panik atak; kişinin yaşamış olduğu korku veya kaygının giderek aşırı düzeylere yükselmesi ile geçirmiş olduğu nöbetler sonucu oluşan pskilojik bir rahatsızlıktır. Panik atak konusunda belirtilmesi gereken en önemli noktada ortda mevcut olan herhangi bir somut tehlike veya bir olay yokken, kişinin o olay veya tehlikeye karşı çok yoğun bir korku veya endişe hissetmesidir.

Panik Atak Neden Olur?

Panik atak, kişileri sürekli sorun yaptığı veya endişe duyduğu konuların hatırlatılmasıyla veya akıllarına gelmesi ile tetikleyici bir faktörün sonucunda oluşabileceği gibi, hiçbir uyaran yokken de kendiliğinden ortaya çıkabilmektedir. Bu panik atak nöbetleri sırasında kişilerin ellerinde olmadan yaşadıkları aşırı kaygı veya korku sonucu vücutlarında fizyolojik tepkiler oluşur. Terleme, kalp çarpıntısı, nefes almada güçlük, boğuluyormuş hissi, titreme ve kasılma başlıca panik nöbeti belirtileridir. Panik atak geçiren kişiyi, yaşamış olduğu bu fizyolojik nedenlerden dolayı ölüm korkusu da sarabilir. Fakat bu noktada mutlaka bilinmeldir ki panik nöbetleri genel olarak 15-30 dakika arası sürer ve panik atak, kişiyi asla öldürmez.

Panik Bozukluğun Tedavisi Mümkün Müdür?

Panik atak, psikolojik bir rahatsızlıktır ve bu rahatsızlık birçok faktöre bağlı olarak pek çok insanda kendini gösterebilir. Bu faktörler kişinin kendi iç dünyası veya kişilik yapısından kaynaklandığı gibi, kullanmış olduğu ilaçlar, yaşam tarzı, daha öncesinde yaşamış olduğu travmalar ve yahut da genetik faktörler gibi değişik nedenlerden de kaynaklanabilir. Bu doğrultuda tabi ki de bu panik bozukluğun çeşitli tedavi yöntemleri bulunur.

Panik bozukluğun tedavsinde en önemli faktör ise panik atak durumunu yaşayan kişinin bizzat kendisidir. Çünkü bu psikoloji bir rahatsızlıktır ve bu noktada kişinin stresle baş edebilmeyi öğrenmesi ve otokontrolünü sağlayabilmesi iyileşme sürecindeki en önemli ve büyük bir adım olacaktır. Fakat bu rahatsızlığın tedavisi için öncelikle mutlaka uzman psikyatrilerle görüşülürek teşhis konulması gereklidir.

Bu bozukluğun tedavisi için uzmanlar ilaç tedavisini de gerekli görebilirler, çünkü panik atak her ne kadar psikolojik bir rahatsızlık olsa da yaşayan kişi de fizyolojik etkenler de gösterebilir ve bu nedenl vücudun ve beynin işleyiş yapısı bozularak salgılanan hormonlar yetersiz kalabilir veya fazla gelebilir.

Panik atak yaşayan kişilerin özellikle, mutluluk hormonu denilen ve tıp literatüründe ”oksitosin” olarak adlandırılan hormonun  yeterli düzeyde salgılanamadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bu rahatsızlığın tedavisi doğrultusunda en etkili yol; kişinin uzman kişilere başvurarak gerekli görüldüğü takdirde ilaç tedavisi alması ve yine bu alanda uzman kişilerle düzenli aralıklarla yapacağı terapi yöntemlerini ilaç tedavisi ile birlikte götürebilmesidir.

Bu durumda asla unutulmamlıdır ki; panik atak yaşayan kişiler için en önemli şey ”anlaşılabilmektir”. Bu nedenle panik bozukluk yaşayan kişilerin bu rahatsızlıklarından en kısa sürede kurtulmaları yakın çevresi ve ailesine de bağlıdır. Bu nedenle panik atak yaşayan kişilere tedavi süresince en iyi gelecek şey yakınları tarafından bu konuda anlaşılabilmek olacaktır.

Ağız Kanseri Nedir? Ağız Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Dudaklarda, alt ve üst çenenin alveoler mukozasında, dil, ağız tabanı, damak ve boğazda meydana gelen kanserlere ağız kanseri adı verilmektedir. Ağız kanserinin 1/3’lük kısmı boğazda görülürken diğer 2/3’lük kısmı ise ağız boşluğuna yayılmaktadır. Dünya’da görülen tüm kanserlerin %2-4 arasını ağız kanserleri oluşturmaktadır.

Güney Doğu Asya bölgelerinde ağız kanserleri diğer ülkelere oranla daha sık görülmektedir. Hindistan da ağız kanserleri tüm kanserlerin %45’ini oluşturmaktadır. Ortalama olarak 60 yaş civarında meydana gelen hastalığın %95’i 40 yaşından büyük kişilerde meydana gelmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla 2 kat daha fazla görülmektedir. Ağız kanserlerinin %75’inde asıl neden sigara ve alkol olarak görülmektedir. Birçok kanser türünde olduğu gibi tedavinin başarılı sonuç vermesi için ağız kanserinde erken teşhis büyük önem taşımaktadır.

Ağız Kanseri Belirtileri

İlk belirti olarak ağızda görülen ve geçmeyen lekeler, şişlikler ve yaralar görülmektedir. Ayrıca ağız içerisinde çatlaklar ve ülser oluşumu da ağız kanserinin ilk belirtileri olarak görülebilmektedir. Kanserli tümörler ağızda gelişirken ağrı oluşturmayabilirler fakat yayılmaya başladıktan sonra kanamalar meydana getirebilirler.

Dil kanseri meydana geldiği zaman acılar oluşturmakta ve aşırı derecede sertleşmektedir. Dilde konuşma zorluğu, uyuşmalar ve yutkunma zorluğu meydana gelmektedir. Ağız içerisinde öncü kanser lezyonu olarak lökoplaki adı verilen beyaz lekeler ve eritroplaki adı verilen kırmızı lekeler meydana gelebilmektedir. Ağrılar oluştuğunda halk arasında sıklıkla yapılan ağızda tütün bekletmek aşırı derecede riskli bir davranıştır çünkü bu sebeple ağızda lökoplaki meydana gelebilmektedir.

Ağız Kanserini Tetikleyen Faktörler

Aşırı alkol tüketimi, alkolle sigarayı beraber tüketmek, yerine tam oturmayan tak dişler, sivri veya pürüzlü uçları olan dişlerin yeterli bakımının yapılmaması, dişte bulunan sivri kısım sebebiyle dilin sürekli tahrişe maruz kalması ağız kanseri oluşumunu tetikleyen unsurlar arasında bulunmaktadır.

Ağız Kanseri Teşhisi

Ağzınızda 1 ay süresince geçmeyen bir doku değişikliği veya şişlik bulunuyorsa durumu doktorunuza bildirmelisiniz. Doktorunuz ağızdaki lezyonu muayene ederek veya küçük bir biyopsi yaparak kanser teşhisini koyacaktır. Kanserin boyutunu belirlemek için ve kanserin kemiklere, diğer bölgelere yayılıp yayılmadığını tespit etmek için MR veya bilgisayarlı tomografi çekilmektedir.

Ağız Kanseri Tedavisi

Ağız kanserinin tedavisi kanserli dokuların cerrahi işlemlerle ağızdan çıkarılması, kemoterapi, radyoterapi veya bu işlemlerin hepsinin beraber kullanılmasıyla gerçekleştirilmektedir. Ağızdaki kanserli tümörün cinsine göre, hastanın genel sağlık durumuna göre hangi tedavi yöntemlerinin kullanılacağına karar verilmektedir. Tedaviler farklı sıralarla da uygulanabilmektedir.

Ağız kanseri erken dönemde tedavisi yapıldığında iyileşme oranı yüksek bir hastalıktır. Ağız kanseri ameliyatından sonra ağız içi yumuşak dokusunda rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek yada ağız kemiklerini protezlerle değiştirmek gerekebilmektedir. Tedavi sırasında ağızlarında çeşitli cerrahi işlemler yapılan hastaların konuşma terapisi, beslenme danışmanlığı ve onarıcı dişçilik hizmetleri almaları gerekmektedir. Tedavi sonrasında konuşmada ve dış görünümde değişiklik meydana geleceği için hastaların psikolojik destek almaları da gerekebilmektedir.

Kalp Sağlığımızı Korumak İçin Tavsiyeler

Ülkemizde son yılarda kalp hastalıklarının sayısı sürekli artış göstermektedir. Bunu fark eden doktorlarımız kalp sağlığını koruyucu önlemleri arttırmaya çalışmaktadırlar. Ülkemizde ayrıca kalp sağlığını koruma adına birçok ciddi araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmalar sonucunda doktorlarımızın kalp sağlığını olumlu etkileyen yöntemler hakkında elde ettikleri sonuçları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Stresten Uzak Bir Yaşam Sürmelisiniz.

Günlük yaşantımızda aile stresi, iş stresi, günlük sıkıntı ve sorunlar kalp sağlımızı oldukça olumsuz etkilemektedir. Üzerimizdeki stres yükünü atarak huzurlu bir hayat sürmeye çalışmak kalp sağlığımızı koruyan ilk ve en önemli etken olmaktadır. Stresten uzak kalmanın zor olduğunu biliyoruz fakat hayata daha iyimser bir bakış açısıyla yaklaşarak stresten uzak kalmaya çalışabilirsiniz. Hayata pozitif bakmak olumsuzlukların üzerinde fazla durmamanızı sağlayacak ve kalp sağlığınızı koruyacaktır.

Sevdiklerinizle Zaman Geçirmelisiniz

İşleriniz aşırı derecede yoğun olabilir ve buna bağlı olarak ailenizle ve çevrenizdeki insanlarla yeteri kaliteli zaman geçiremeyebilirsiniz ama bilmelisiniz ki sosyal ilişki içerisinde bulunmak bir ihtiyaçtır. İnsanlarla sosyal ilişkiler kuramamak psikolojik sıkıntılara, depresyona, anksiyeteye vb. ruhsal rahatsızlığa sebep olabilmektedir. Bu rahatsızlıklar da ilk aşamada kalp sağlığınızı bozacaktır.

Düzenli Sağlık Kontrolü Yaptırmalısınız

Genel olarak bizim toplumumuz aşırı derecede rahatsız olmadıkça doktora gitme gereği duymaz. Bir iki güne geçer diyerek ertelediğimiz basit rahatsızlıklar ciddi hastalıklara dönüşebilmektedir. Bazı durumlarda da hastalık belirtileri kendini göstererek 1-2 gün içerisinde geçebilmektedir. Bu durum aslında vücutta sinsice ilerleyen bir kalp hastalığının belirtisi olabilmektedir. İşte bu sebeple 35 yaşından sonra kadın, erkek herkes düzenli sağlık kontrolleri için belirli aralıklarla hastaneye gitmelidirler. Kalp hastalıkları erken teşhis edildiğinde ilerlemeden tedavi edilebilen hastalıklardır.

Fast Food Tüketmekten Uzak Durmalısınız

Hayatın koşuşturmacası içerisinde maalesef düzenli beslenmeye pek zaman ayırmıyoruz. Bu sebeple genellikle yemek yemeyi bir zaman kaybı olarak görüp fast food tüketimine yoğunlaşmaktayız. Sağlıksız olan bu gıdalarla sürekli beslendiğimiz zaman ilk olarak kalp sağlığımız bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Kalp sağlığını bozmasıyla beraber sağlıksız beslenme damar tıkanıklığı, tansiyon, kolesterol, diyabet vb. birçok hastalığa neden olabilmektedir. İşte bu sebeple hazır gıdalar, yağlı dürümler vb. sağlıksız yiyecekler yerine iş hayatımızın en azından bir saatini ayırarak kalp sağlığımızı koruyacak doğal yiyeceklerle beslenebiliriz. Kalp sağlığınızı korumanız için günde 2,5 litre su içmeli, ara öğün olarak meyve tüketmeli ve özellikle yağsız gıdalarla beslenmeye özen göstermelisiniz.

Düzenli Uyku Uyumalı ve Kan Şekerini Korumalısınız

Geceleri geç saatlerde uyuyup sabah erken kalkan ve bunu alışkanlık haline getiren biriyseniz tüm kan ve şeker düzeylerinizin bozulabileceğini belirtmek isteriz. Kalp sağlığınızın hayatta hiçbir şeyden daha önemli olmadığını bilerek hayatınızı belirli bir uyku düzeni içerisine sokmalısınız. Düzenli aralıklarla kan şekerinizi de ölçtürmelisiniz. Unutmayınız ki şeker hastalığı kalp damar tıkanıklığına sebep olmakta ve kalp yetmezliği, koroner damar hastalıkları ve kalp krizlerine neden olabilmektedir.

Ağız Kokusu Nasıl Önlenir?

Günümüzde ağız kokusu problemi olan kişiler sosyal, özel ve iş hayatlarını olumsuz şekilde etkileyen bir tehdit olarak yer almaktadır.

Ağız kokusu hem bizi hem de çevremizde yer alan insanları son derece rahatsız eder. Bu durumla mücadele eden kişiler, konuşmaktan kaçınır veya konuşma sırasında ağzını kapatma gereği duymaktadır. Kişinin kendilerine olan güvenlerini kolayca yitirmesine neden olabilen ağız kokusu, psikolojik sorunlara yol açabilen bir rahatsızlıktır. Ağız içi olabilecek enfeksiyonlar, mide rahatsızlıkları, ağız diş çürükleri, kuruluğu ya da açlık gibi problemlerin ağız kokusuna neden olduğunu belirten uzmanlar, yaşam kalitesini bu şekilde olumsuz etkileyen ağız kokusu için yoğurt tüketmenin oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

Ağız Kokusu Neden Olur?

Tükürük bezleri tükürüğü salgılamak ve bu salgıyı ağız içerisine iletmekle görevlidir. Gün içerisinde gıda tüketiminin azalması, susuz kalma gibi nedenlerden dolayı ağızdaki tükürük miktarı azalabilmektedir. Bununla beraber gece tükürük salgısı uyku sırasında tamamen sıfırlanır. Ağızda bulunan tükürük üretiminin azalması, ağız kendini temizleme konusunda ihtiyaç duyduğu sıvıyı bulamamasına neden olur. Bu yüzden özellikle sabahları uyandığınız zaman ağzınız kokabilmektedir.

Ağız Kokusunun Sebepleri

—Dişeti problemleri ve çürükler zamanında tedavi edilmediği durumlarda ağırlaşarak koku oluşturmaktadır.

—Diş aralarında, dil üstünde kalan yiyecekler bakteri oluşmasına neden olduğundan ağız kokusu oluşabilir.

—İyi temizlenmemiş protezler

— Sinüs, karaciğer yetmezliği ve alerjik enfeksiyonlara bağlı görülen hastalıklar

—Böbrek yetmezliği problemi balık kokusuna benzeyen ağız kokusuna neden olabilir.

—Tütün ve alkol tüketimi

—Tükürük ağızda koku sorununa neden olan gıda artıklarının temizlenmesinde önemli rol oynar. Yediğimiz bazı yiyecekler de (sarımsak, soğan, et, balık vb.) nefesimizin kötü bir şekilde kokmasına neden olmaktadır.

Yoğun şekilde çay, kahve, alkol içmenin ve şekerli gıdalar tüketme ağız içerisinde bulunan bakterilerin artmasına sebep olacağını ve bunun sonucu olarak da ağız kokularının oluşacağını söyleyen uzmanlar, bu tür yiyecek ve içeceklerin az olarak tüketilmesi gerektiğini ve sigaradan kesinlikle insanların uzak durmanın da bu konuda çok büyük bir büyük önem taşıdığını söylüyor.

Ağız Kokusunda Yoğurdun Etkisi

Yoğurt ağız kokusunu gideren önemli gıdalar arasındadır. Yoğurdun içerisinde yer alan prebiyotikler, nötr etkisi göstermekte ve ağız içerisinde yayılan kökü kokulara sebep olan bakterileri öldürür. Daha çok mide asidi birikiminden kaynaklanacak ağız kokusu, ciddi hastalıkların kaynağı olmaması durumunda her gün düzenli şekilde yoğurt tüketimi kötü kokuların önlenmesine yardımcı olmaktadır.

Ağız kokusunu gidermek için yapılması gerekenler

Diş fırçalamanın yanında dili fırçalamak ve diş ipiyle diş arasında kalan yiyecek artıkları birikmesine engel olmaktadır. Bu işlem sayesinde ağız kokusunu engelleyebilirsiniz. Diş hastalıklarının ve diş bakımının ihmal edilmesi durumunda ağız kokusu oluşabilir. Diş çürükleri, insanlarda görülen diş eti hastalıkları, ağız içerisinde yer alan eski köprü ve protezler de ağız kokusuna sebebiyet verebilmektedir. Bu tip diş ve dişeti problemlerinin uzman doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir. Satın alacağınız nane aromalı ağız gargarasının yanında nane ve maydanoz tüketimi ve şekersiz sakız tüketmekte insanlarda ağız kokusunun engellenmesinde yardımcı olmaktadır. Dil çok girintili ve pütürlü yapısı nedeni ile bakterilerin kolayca yerleşip zor temizlenebileceği bir doku olarak bulunur. Dişlerinizle beraber dilin yüzey alanının ve özellikle arka bölümünün iyi şekilde fırçalanması kokuyu önlemek açısından son derece önemlidir.